Turuncu Sıcaklığında Bir Şehir: Mersin

1

Öyle farklıdır ki Mersin … İlk defa Mersin’e, Palmiyelerin şehrine gelen biri hemen anlayamaz Mersin’i, herhangi bir şehir sanır öyle uzaktan … Yavaş yavaş alışırsın Mersin’e, yaşadıkça seversin sevdikçe yaşarsın. Bir bağımlılık olur, kopamazsın. Öyle çok şey barındırırki içinde; doğasıyla, tarihiyle, kültürüyle, sanatıyla ve en önemlisi insanıyla… Akdeniz insanı sıcacıktır  tıpkı havası gibi, tarih boyu birçok dine ve kültüre mensup insanların dostça, kardeşçe yaşadığı bir şehirdir Mersin. Öyle bir dostluktur ki bu; dünyada farklı ilahi dinlere mensup insanların mezarlarının yan yana olduğu daha başka bir şehir yoktur.
Dağ, ova ve denizin muhteşem bir bileşkesidir Mersin. Öyle ki şehir merkezinden yarım saat yukarıya çıkarsanız eşsiz yaylalarını yaşayabilir, Yörük kültürünü gözlemleyebilirsiniz. Gözne, Fındıkpınarı, Güzelyayla, Namrun yaylası bunlardan sadece birkaçıdır. Tabii buralara giderken lezzet duraklarını da es geçmemek lazım. Sac ateşinde yapılan Mersin’e özgü sıkma ve Yörük ayranını mutlaka tatmanız gerekir. Şehir merkezinin Haziran itibariyle 35 dereceyi bulan havasından dolayı yüzyılı aşkın süredir Mersin halkı daha otomobiller yokken dahi develerle yaylalara çıkar, okulların başlamasıyla şehre geri dönerlermiş ayrıca tarihi ortaçağa kadar uzanan Gözne kalesinden eşsiz bir Mersin manzarasını izlemenizi tavsiye ederim. %49,5’i ormanlarla kaplı olan Mersin’in bol oksijenli temiz yayla havasından denize doğru uzanmak isterseniz yaklaşık 40 km sonra  sizi eşsiz bir deniz havası karşılar hem de yol boyunca Mersin’in adeta simgesi haline gelmiş ve 6 yıldır uluslararası narenciye festivalleri yapılan bu şehrin mis gibi kokan portakal ve limon bahçelerini seyrederek…
Ardından, Kızkalesi tüm ihtişamıyla karşılar sizi, kralın kızını korumak için yaptırdığı söylenen denizin ortasındaki destansı mekan…  Yazın tekne turlarının yapıldığı eşsiz koyları sıralanır ardı ardına. Akdeniz’in ızgara levreği veya tavada lagosu eşlik eder size masmavi sularda… Akyar, Narlıkuyu,Yapraklıkoy, Kızılhamamı ve Altınorfoz… Muz kokulu Bozyazı, Aydıncık’ın bakir kumsalları ve koyları, yeryüzündeki cennet Tisan ve daha nice koylarıyla Mersin’in sıcak mavi,tuzlu suları…
Gelişen ve değişen bir kenttir Mersin, Mersin’e yeni bir soluk getiren Forum alışveriş merkezi, güzide Marina’sı, 2013’te Akdeniz oyunlarına yapmış olduğu ev sahipliği, organize sanayi bölgesi, Orta doğu ticareti için ideal bir transit merkezi olan limanı, kentsel sit alanı projeleri, kruvaziyer   turizm çeşitlemesi ile. Türkiye’de 3 büyük şehirden sonra ilk  Devlet  Opera ve Balesi olan ve bir çok yurt içi ve yurt dışı sanatçıyı kucaklayan kültür merkezi ve üniversiteleriyle her geçen gün daha da ileriye giden bir şehir.
Şehir dışından bir misafiri geldiğinde farklıdır Mersinli, fark yaratır her defasında. Öyle ki kendi yaşadığını, kendi yediğini, kendi gördüğünü, kendi hissettiğini o da yaşasın, o da yesin, o da görsün, o da hissetsin ister. Mutlaka bir tantuni yemeye gidilir sıcak sohbetlerin yanında. Ardından  kerebiç tatlısı emek emek yapılan , üstünde bembeyaz köpüğü ile, sıcak yaz günlerinde  ise bici bici tatlısı olmazsa olmazıdır Mersinlilerin.
Ve yolcu eder gelen misafirini bir kutu cezeryesi veya bir sandık narenciyesiyle. Tatlı tadında, turuncu sıcaklığında…

Paylaş:

Yazar Hakkında

1992 İçel Anadol Lisesinden Mezun olduktan sonra Bilkent Üniversitesi Turizm ve Otel İşletmeciliği bölümünü bitirdim. Yüksek lisansımı Toros Üniversitesinde İşletme Ekonomisi üzerine tamamladım. Yüksek Lisans tezimi Türkiyede Medikal Turizmi Etkileyen Faktörler üzerine yazdım. 2013 yılından itibaren Toros Üniversitesinde öğretim görevlisi olarak görevimi yürütmekteyim. Çukurova Üniversitesinde pazarlama doktorası yapıyorum.

1 Yorum

  1. S.Yasin Tarih:

    Yazıyı okuyunca, Mersin’i en kısa zamanda tekrar ziyaret etme gerekliliği hissettim. Ellerinize sağlık.

Yorum Yaz

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.