Japonya’da çalışan Türk Turizmci’nin gözünden

0

Merhabalar

İlk yazımda anlatmıştım; Japonya’nın Başkenti Tokyo’da çalışma fırsatı buldum ve çeşitli gözlemlerim, kıymetli tecrübelerim oldu…

Benim gibi genç ve Türk bir turizm çalışanı için deneyim ve tecrübe kazanmak bulunmaz bir hazine olmakla birlikte kariyerimin yükselişe geçmesine ve bazı bilgiler ile yaşantıma yön vermem için kesinlikle bir şans!

Bu yazımda her yönüyle büyüleyici olan Tokyo’nun benim zihnimde mesleki, sosyal ve vizyon olarak bırakmış olduğu etkileri kayda alarak bir parça olsun zihninizde yer etmeye ve turistlerin ziyaret ettiği yerleri sizin için canlandırmaya çalışacağım.

Herhangi birine Japonya dediğimizde aklınıza ne geldiğini tahmin ediyorum; eşsiz farklılıkta ki balık yemeği çeşitleri, samuraylar, antik kültürüyle farklı makyajlarla süslenmiş halklar, sumo güreşçileri, ciddi ve sert konuşmalarıyla uzun saçları toplu uzun elbiseli ve tahta terlikli güçlü adamlar vs. Bununla birlikte bizim gibi turizm sektörünün içindekiler için hemen aklımıza sushi ve ünlü viski markaları gelir. Fakat diğer çalışma ortamlarında bulunanlar için Japonya tam bir film ülkesi, Tokyo ise dünyanın merkez kentlerinden oluverir. Ve bu kadar ışıltılı bir ülkede, bu kadar ışıltılı bir yaşam akarken küçük detaylara odaklanmak hepimiz için zaman alıyor…

Benim hakkında konuşmak istediğim şehir ise “en etkilendiğim ve aklımda önemli bir yere sahip olan “SHIBUYA” olacaktır.

Shibu’ya: restoranlarıyla ünlü ya da inanılmaz büyüklükte gökdelenlere sahip bir yer olmakla birlikte bunların dışında, bizim içimizi ısıtacak bir dostluk hikayesine sahip! Bu dostluk ve vefa örneği hafızalarımıza filmleri, hakkında yazılan romanlar ve tarihe iz bırakan büyük gazete başlıkları ile dünya durdukça var olmayı hak eder türdedir.

Tahminim o ki bahsettiğim olayı bazılarımız anımsar… Ben buna rağmen hafızalarımızı tazelemek ve anlatmaya değdiğini düşündüğüm için kısaca hikâyeden bahsedeceğim.

Profesör Ueno; hayatına dostluk etsin diye safkan Akita cinsi iri, beyaz bir köpek sahiplenir. İlk yavruluk döneminde evine alır büyütür. Bu süre içinde Prof. Ueno onu eğitmeye, diğer ev hayvanları gibi sosyal alışkanlıklar edindirmeye çalışır. Ama başarılı olamaz. Çünkü Akita cinsi köpekler için diğer hayvanlara göre şov niteliği taşıyan “hadi topu getir, frizbiyi tut, otur, kalk, terliklerimi ver” gibi anlamsız komutlar, alışkanlıklar edinememekte. Buna rağmen bu dostumuzun başka nitelikli özellikleri vardı. Mesela “Sadakat ve Arkadaşlık” gibi. Bu Akita cinsi köpek büyüdükçe profesöre karşı sevgisi, bağlılığı çok daha üst seviyelere ulaşır ve gün gelir ki profesörü her gün Shibu’ya tren istasyonuna kadar yolcu eder ve her günün sonunda onu dönene dek bekler, ev yolunda keyifle refakat eder.

Günün birinde Profesör Ueno rahatsızlanır, hastaneye kaldırılır. Kötü haberi aynı gün gelir. Aile yasa boğulur. Ama Sadık dostumuz için bu anlamsızdır. O profesörün geleceğine Onan inancını hiç kaybetmez her akşam olduğu gibi metro çıkışına gelir orda beklemeye koyulur ve tekrar ve tekrar ve tekrar… Yöre halkı Hachiko’yu tanır, ona saygı duyar, onu bağrına basar ve uzaklara kadar ismi duyulan bu ender dostu görmek için ülkenin her yerinden insanlar gelir. Hachiko bu vazgeçmez sadakati ile tam 9 sene profesörü aynı saatte ki tren gelişlerinde hep bekler. Hachiko Ömrünün son gününe dek profesörü Shibu’ya tren istasyonunda bekledi. Ve bilmeden, istemeden, farkında bile olmadan bu dünyaya kendi hikayesini herkesin yüzünü kızartacak bir örnek ile bıraktı…

Bu hikâyeyi bilen Japonyalılar Hachiko’ya bir heykel yaptırırlar. Heykelin yeri ise Hachiko’nun Profesör Ueno’yu beklediği Shibu’ya metro çıkışına yapılır. Ve her sene milyonlarca turist tarafından ziyaret edilir. Japonya’nın gençleri arasında da bu sevgi ve dostluk heykeli bir buluşma noktası haline gelir.

Turizm’in çok yönlü olduğunu dile getirmiştim. Ve iyi bir dinleyici için bu sektör hikayeler, tecrübeler ile dolu.

Japonya’nın beni en etkileyen ikinci kenti olan Asakusa’dır. Asakusa Japonya’nın en eski yerleşim birimi olmasıyla ülkenin en önemli turist çekme merkezi haline gelmiştir. Asakusa tarih kokan sokakları eski tapınaklar eski güzel evler ve samurayların yaşamış olduğu bölgelerde dolaştığınızı öğrendiğinizde daha da önemini arttırmış bulunuyordu.

Yemek ve içecek konusunda ise tarihsel bir yapıya sahip olduğu için eski kültürlere ait yemek restoranları ve modern bir yapı ile birleştirilmiş olmaları ve alışveriş mekanları ile özellikle Yılbaşı dönemlerinde 3 milyona yakın Turisti ağırlama kapasitesine sahip oluyordu.

Eğer Asakusa’ya giderseniz mutlaka Japonların geleneksel Miso çorbasını deneyiniz.

Tapınakların çok hâkim olduğu bir kent olduğu için elinde bir mum ile Dilek kumu denilen bir yere dileklerini yakıp yanan çubuktan çıkan duman eşliğinde bir çift görürseniz şaşırmayın ve normal olarak hemen ilgiyi çekmeyi başarıyor.

Alışveriş konusunda ise oranın yerli halkının yapmış olduğu hediyelik eşyalar t-shirtler el yapımı göz nuru ananelerimizin babaannelerimizin yapmış olduğu gibi el örgüsü havlular hediyelik eşyalar bulabilirsiniz.

Bu yazımda size en fazla turist çeken yerleri ve benim Zihnimde yer eden bazı tecrübelerimi paylaşmaya çalış Sevginin ve dostluğunda turizme katkı sağlayabildiğini anlamış bulunup takdir etmiştim.

Yazıma son vermeden önce hepimize iyi yıllar dileklerimi sunar 2019 da her şeyin gönlünüzce olmasını diliyorum.

Görüşmek üzere.

Paylaş:

Yazar Hakkında

Yorumlar Kapandı