Fast Food Akımına Dair

0

Evvel zaman içinde otomobil endüstrisinin yükselişe geçtiği dönemlerde satışları daha çok artırmak için birkaç kişi toplanıp ilk arabaya servis restoranını açmışlar. Zincir Restoranların kurucuları “Araba sahipleri çok tembeller, yemek yemek için arabalarından çıkmak istemiyorlar” diye düşünmüşler. II. Dünya savaşı sonrasında savaş için üretim yapan fabrikalar kurulmuş ve bölgedeki iş imkanları artmış. Burada çalışanların beslenme gereksinimleri de artmış tabi ki…  Yiyecek içecek sektörünün büyümeye başlaması ile restoranlar açılmış.

Servis elemanı yok. Sipariş ver, bekle, hazır olunca masana kendin taşı. Çatal yok, kaşık yok. Ben seninelle yiyebileceğin ürünler yapıyorum. Yedikten sonra artıklarını çöpe at ve tepsini rafa koy (Türkiye de pek uygulanmıyor). Ne yiyorsan önce ödeyeceksin. Yedikten sonra hesap ödemek yok. Bunun için extra servis elemanı çalıştıramam. Sunduğum yiyecekler seni doyurur, kalori hesabını buna göre yaptım.

Evet yanılmadınız sayıları hergeçen gün çığ gibi büyüyen fast food restoranlarından ve bunu doğuran fast food akımından söz ediyorum. İlgimi çeken ve 6 saat gibi bir zamanda bitirdiğim bir kitaptan sonra bu yazıyı yazmak istedim sizlere. Kitabın adı Fast Food Nation yazarı Eric Shlosser 3 yıllık bir çalışma sonucu ortaya çıkarmış bu eseri. Ben okumadan önce biraz kapitalist düzende fastfood akım yanlısı bir kitap sanmıştım ancak yanılmışım özür. Yazar fast food akımının ekonomik ve sosyolojik etkilerini uzun uzun yazmış. Ve fast food dünyasının karanlık yüzünü de göstermeye çalışmış. Örneğin o çok lezzetli şeylerin okadarda sağlıklı olmadığını, herhangi bir limonlu sostaki o yoğun limon kokusunun tamamen laboratuvar çalışmaları ile oluşturulan yapay kokular olduğu gibi…

Zengin ile yoksul arasındaki uçurumu derinleştirdiğini, obezliği, aşırı kilo hastalığını doğurduğunu ve yaygınlaştırdığını, ekonomik düzeyde fast food sektörünün kurduğu satın alma tekelleriyle çiftçileri ve hayvancıları nasıl sömürdüğünü, kaçak ve eğitimsiz işçilerin çalışma şartlarını ve bu ürünlerin lezzetli olmasını sağlayan karanlık aroma ve katkı maddelerinden detaylıca söz etmiş. Bu kitabı okuyunca fast food ürünlerini yemeyi bırakan olur mu bilemem ancak insanı dehşete düşürdüğü bir gerçek. Belkide benim gibi zaman zamanda olsa gülü seven dikenine katlanır diyebilirsiniz. 

Sevgiyle kalın.

Paylaş:

Yazar Hakkında

Bilkent Üniversitesi Turizm işletmeciliği mezunu. Anadolu Üniversitesi Konaklama işletmeciliği yüksek lisansının ardından Fransa da Ekol le Notre okulunda gastronomi ve pastacılık üzerine eğitim aldı. Rahmetli Cemal Türkan hocanın öğrencisidir. Turizm sektöründe uzun yıllardır üst düzey yöneticilik yapmakta olan ve gastronomi konusunda birçok üniversite de dersler vermektedir. Halen özel bir üniversitede akademisyen danışman olarak çalışmalarına devam etmektedir

Yorum Yaz

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.